Bekir efendi kimdir ?


Mahallemizde orta merkez camisinde kabri bulunan Bekir efendinin doğum tarihi ve yaşadığı yıllar hakkında net bir bilgi bulunmamaktadır.Ancak bilir kişilerin verdikleri tarih ifadeleri ile bir hesaplama yapılırsa yaklaşık tarihler ortaya çıkarılabilir.

Bekir efendinin kimliği hakkında yaptığım araştırmalarda pek çok çeşitli ifadelerle karşılaştım ancak bu konuda en net tarifi ve ifadeleri Kasabamız sakinlerinden 75 yaşındaki Rıza Sivri dayının anlattıklarından aldık.

onlarca kişi ile bu konuyu sordum konuştum kimisi bir ermiş insandı diye rivayetini anlattı.

Evliya diye yad edenlerin çoğunluğu Bekir efendinin gece sabaha karşı o zaman şimdiki önecekte bulunan kabristananı sürekli ziyaret ettiği kabre girerken selam verdiği ve kabir ehlinin Bekir efendinin selamını aldığını kabir ehli ile konuştuğunu ifade edende oldu,Bekir efendinin herhangi bir mezarın içine girip gittiğini ve saatler sonra geri döndüğünü birgün Bekir efendinin bir yakınınında onunla beraber mezara girdiğini ancak baygınlık geçirip oracıkta kendinden geçtiğini ve buna benzer onlarca rivayetti anlattılar..

Bir ilginç rivayette şöyle idi:

Bekir efendi gençliğinde büyük bir günah işler kendisini bu günahlarından arındırmak için kendini dine ve Müslümanlara adamış 7 kere hacca gitmiş ancak her seferinde günahının af edilmediği ve haccının kabul görmediğini kendisine bir şekilde bildirililiğini rivayet edende oldu.

Yukarıdaki aktardığım rivayetlere ve anlatılan olaylara şahit olanada rastlanmamıştır, bu olayların ve rivayetlerin gerçekleştiğine dair bir mesnetede rastlanmamıştır sadece rivayetten ibarettir.

1995 li yıllarda orta camide imamlık yapan Mevlüt hocanın camide bulunan Bekir efendinin kabrinin temsili sandukasına velilullahtan Bekir efendi yazdırması ve sandukanın baş ucuna bir sarık ve kavuk dolamasından sonra Bekir efendinin sandukasını görenler özelikle gençler Bekir efendinin kimliği konusunda meraka düşüp caminin imamı başta olmak üzere cemeata sorular yöneltip bilgi almak istemilersede bende dahil olmak üzere bugüne kadar yukarda annlattığım ve anlattıklarıma benzer diğer rivayerler dışiında sağlam bir mesnete dayalı bilgi anlatılmadı bizlere her anlatan öyleymiş şöyle olmuş diye anlattı yani rivayete rivayet ekleyip katarak anlattılar bir belge veya şahit olamdadığı gibi kendileride anlatıklarının doğru olduğunu savunmadılar.

Şimdi gelelim Rıza Sivri dayının Bekir efendi hakkında babasından dinleyip bize aktardıklarına .(Rıza dayının babası Ali Sivri o dönemde köyümüzün önde gelenlerinden okumuş yazmış aydın bir insandır doğum tarihi 1865 tir).

Rıza dayı ve babası bundan 60 küsür sene önce (Rıza dayı 12 ,13 yaşlarında ) rahmetli babası ile camiye giderken cami önünde bir kalabalığın toplanmış olduğunu görürler biraz yaklışınca sorarlarki nedir bu kalbalaık diye ?Dönemin Konya Valisinin köyü ziyarete geldiğini öğrenirler Vali Camiyi görünce sanduka onunda dikkatini çeker ve çevrediklere bu kabir nedir kimdir burta yatan zat diye sorar? Bu soru üzerine Rıza dayının babası Ali dayı Bekir efedinin kimliği hakkında bildiklerini şöyle anlatır:

Bekir efendi cemaate namaz kıldıran Kuran kursu dersleri veren gençleri ve çocukları İslam dininin öğretileri ile eğiten bir imamdır

Bekir hocanın kabrinin caminin içinde olmasının sebebi de şöyledir:



Bir gün Bekir hoca efendi Ezan okumak için o dönemde ahşaptan yapılmış olan minareye çıkarken merdivenden düşer ve Hakkın rahmetine kavuşur bunun üzerine Köylüler Bekir hoca efendiye Caminin o zamanki avlusuna mezarını kazar ve avluya defin ederler .

Ancak 1880 li yıllarda Cami sel afedi sonucu büyük hasar görür ve hasardan Bekir efendinin kabride zarar görür.o yıllarda Köylü el birliği ile camiyi tamire başlar ve Camiyi büyütme kararı alırlar Cami o dönemde Cuma hutbesi okunan akşap kürsünün (mihrap)bulunduğu alan duvarla sıfır konumdadır Cami bugünki sınıra genişleyince Bekir efendinin mezarı Caminin altına kalır ve Cami inşaatı bitince Bekir efedinin kabrinin yeri kaybolmasın diye kabrinin bulunduğu yerin tam üstüne bir sanduka yapıldı diye cevap verir . Bekir efedinin bir evliya olmadığını sadece Caminin imamı ve sorumlusu olduğunu Bekir efendi bu camide imam iken Bozkır müftüsü'de bizim köylü (Dereli) Müftü Mehmet efendi dir (Hakkı Tekin dayının Dedesi) yani Bozkırdaki dönemin en büyük alimlerindendir ancak o da evliya değildir der..

Not: Ali Sivri Caminin tamirinde ve genişletilmesinde bizzat bulunmuştur .

O yıllarda orta Camide imamlık yapanalar:

Müftü Mehmet efendinin oğlu Hakkı Tekinin babası Şükrü hoca , Rıza hocanın Mustafa diye tanınan Mustafa Oğuzay dayının babası Rıza hoca efendi ve Osman Gigi hocanın dedesi Hafız dayı Orta Caminin o dönemlerde İmamlığını yapan hocalarda bir kaç tanesidir.

Bekir efendinin evi :

Bekir efendinin evi rahmetli kalaycı Mehmet tarfından satın alınır kalaycı Mehmet öldükten sonrada Mustafa Tozar ( Dağlı Mustafa) tarfından satın alınır Kuzyaka mahallesinde imam böğedi köprüsünü geçince sağ taraftadır.

Bekir efendinin akrabaları:

Kasabamızda Tilkilinin Bekir ve Kara bilyenin Bekir ismi ile anılan Köylülerimiz Bekir efendi ile akraba oldukları ve isimleri de Bekir hoca efendinin akrabası oldukları için aileleri tarfından Bekir olarak kedilerine verildiği yine bilir kişilerin bir çoğunun ortak görüşü olarak ortaya çıkmaktadır .Başta Bekir efendi olmak üzere bütün geçmişlerimizin ruhları şad mekanları Cennet olsun.

Kaynak kişiler:
Rıza Sivri
Ömer Dirican
Mustafa Tozar
Mustafa Işık
Osman Gigi
Sabri Sevinç

Araştırmayı Hazırlayan: Ramazan Deniz

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.